Ders çıkarılabilecek hikâyeler anlatıldığında motive olursunuz, ruhunuzda bir aydınlanma bir serinlik hissedersiniz. Hatırladınız… İşte o kişisel gelişim kitaplarında, konferanslarda veya orada burada duyduğunuz, sizi etkileyen hikâyeler içerisinde hiç paradoksa düştüğünüz oldu mu? Birazdan anlatacağım hikâye ile bu durumun nasıl yaşandığını size açıklayacağım.

Bilindiği üzere anlatılan her öykünün yaşanmış olması gerekmiyor. Hatta kimi zamanlar duyduğumuz hikâyenin abartılmasından şüphelendiğimiz bile olmuştur. Ancak bu durum hiç önemli değildir. Çünkü tarih denizdeki kum misali yaşantılarla doludur. İllaki birisinin anlattığı olay, onun uydurması olsa bile tarihte bir yerde yaşanmıştır. Şimdi gelelim iş hayatında bizi etkileyen hikayelerin paradoksuna… O çok sevdiğimiz öykülerden birisini anlatarak başlayayım.

Gencer iyi bir kurumun insan kaynakları departmanında insan kaynakları elamanı olarak işe başlar. Bir gün insan kaynakları müdürü rutin depo gezileri esnasında Gencer’i çalışan bir işçiye işinde yardım ederken görür ve bu durum dikkatini çekmiş olmasına karşın bir yorumda bulunmaz. Gelecek hafta yine rutin kontroller sırasında Gencer’in başka bir işçiye yardım ettiğini görür lakin yine bir yorum getirmez. Fakat tekrarlayan haftalarda Gencer’in farklı işçilere zaman ayırarak yardım ettiğini gören müdür, mesai saati bitimine doğru Gencer’i odasına çağırır. Müdür, Gencer’in karşına oturur ve şunları söyler ‘’Ben yıllardır burada çalışıyorum ve herkesin ne iş yaptığını nerede zorlandığını çok iyi bilirim. Bir insanı gözlemlemek benim en büyük yeteneğim ve işim diyebilirim. Bu konuda kendime çok güvenirim ve iç müşterinin önemini her zaman her yerde vurgularım. Ancak son 2 ayda fark ettim ki salı günleri 2 saatinizi çalışanların yanlarında onların işlerine yardım ederek geçiriyorsunuz. Ve yine fark ettim ki benim yıllarımı vererek kazandığım saygı ve sevgiyi siz burada 2 ay gibi kısa bir sürede kazandınız. Gencer Bey kurumumuza getirdiğiniz bu yenilikçi yaklaşımdan dolayı sizi tebrik ediyorum. Benimsediğiniz bu süreçsel yaklaşımı bugün üst yönetime bahsettim ve onların da geri dönüşleri çok pozitif yönde oldu. Yaptığın gözlemleri onlara bir sunumda paylaşmanı rica ettiler. Eğer bu düzeyde performans göstermeye devam ederseniz erken terfi alabileceğinizi içtenlikle söyleyebilirim.’’

Bu hikâyeyi kuvvetli bir dil ve iyi bir retorik ile dinlediğinizi varsayın nasılda içinizde kelebekler uçuşur değil mi? Belki de kiminiz yıllardır görmediği mavi yakalıların yanına gidip ziyarette bulunacaktınız. Peki ya müdür şöyle söyleseydi?

Yine aynı sahnedeyiz müdür, Gencer’i karşına alır ve konuşmaya başlar. ‘’Ben yıllardır burada çalışıyorum ve herkesin ne iş yaptığını nerede zorlandığını çok iyi bilirim. Çünkü bu benim işimin en önemli noktalarından birisidir. Size bakınca görüyorum ki işçileri anlamak adına onlarla yakın temas halindesiniz. İş analizini birebir tanık olarak gerçekleştiriyorsunuz. Onların eğitim ihtiyaçlarını eminim ki daha iyi hissediyorsunuz.  Ancak bir daha bu denli yakın bir temas halinde bulunursanız size uyarı vermek zorunda kalacağım. Beni yanlış anlamayın lütfen. Şimdi size bunun sebebini kendi tecrübelerime dayanarak anlatacağım. Sonuçta profesyonel bir işte çalışıyoruz hepimiz ve çabuk kurulan ilişkiler bir süre sonra size olumsuz olarak dönebilir. Yarın yakın temas kurduğunuz bir işçiyi çıkartmak zorunda kalabilirsiniz ya da kendi doğal çıkarları için sizi kullanmak isteyebilirler ya da diğer insan kaynakları çalışanlarından da aynı muameleyi bekleyebilirler ki bu durum bir ötekileştirme yaratabilir. Biz burada klasik bir yönetim tarzını benimsemiyoruz. İşçilerimizin haklarını sonuna kadar vermemizin yanında onlara elimizden geldiği kadarı ile manevi destek olmaya çalışıyoruz. Ancak sizin bu yaklaşımınız yönetim mekanizmaları dışında ilerlediği için sonuçları kestirilemez olabilir ve kurum kültürünü olumsuz etkileyebilir. Biz insan kaynakları departmanı olarak tek bir yumruk olarak ilerlemeliyiz. Umarım beni anlıyorsunuzdur.’’

Bu cevabı etkileyici bir biçimde dinlediğimizde kendi içimize çekilip bir düşünebiliriz. Şimdi tek bir davranışa karşı 2 değişik cevap geldi. Birinde terfi gelirken diğerinde gayri resmi bir uyarı verildi. Peki, gerçekten bu iki cevabın olma olasılığı nedir? Sonsuz parametreler içerisinde birkaç değişkeni arıyoruz. Hangi cevaba daha yakınız?

Sonuç

        Bazen başarı hikayelerine olduğu hali ile bakmamalıyız. Farklı bakış açılarından çeşitli parodakslar yakalayabilir ve bunlardan ders çıkarabiliriz. Yukarıda gördüğümüz birbirine iki zıt cevap sanki diyalektiğin iki ucuna benzer olmakla beraber kimi zaman arafta kalmak gibidir. Eğer Gencer’in davranışında bulunmak istiyorsak ikinci verilen cevabı dikkate alıp buna göre hareket etmeliyiz. Yani ilk önce yönetim mekanizmasını gözlemlemeliyiz. Ardından kurum kültürünü öğrenmeli, bunun için en tecrübeli kişiyi baz alabiliriz. Ayrıca bu kişi müdürümüz olmak zorunda da değildir. Çevremizdeki bakış açılarının bir tepkiye karşı vereceği etkiyi kestirebildiğimiz oranda düşüncemizi bu değişkenler ölçütünde hayata geçirebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.